Yazı Detayı
13 Nisan 2021 - Salı 17:59
 
Ramazan ve Oruç…
Kemal ATALAR
urfasonhaber@gmail.com
 
 

İnsanlığın varlığı ile beraber gerek tek tanrılı dinlerde gerekse çok tanrılı dinlerde Oruç başlı başına bir yer tutmakta ve bu oruçlar her inanca ve ibadete göre şekil, amaç ve gayeleri itibarı ile farklılıklar arz etmektedir.

 

Her ne amaç ve şekilde olursa olsun hemen hemen tüm inançlarda mevcut olan bu oruç ( aç kalarak kendini ıslah etme ) şekli,  günümüzde her ne kadar belli şekil, şartlara bağlı ise de bunun tek ve en önemli şekli şartı kişinin aç kalarak hem fiziksel bedeninde hem de ruhsal maneviyatında sakinlik, dinginlik, uluhiyet, sabır ve hoş görüyü içselleştirmek ve kendi nefsini terbiye etmek ıslah etmek yatmaktadır.

 

Gel gör ki ve maalesef günümüz insanları ve özellikle aklı evvel din ulemaları tüm fetva, telkin ve söylemlerinde yukarıda zikr edilen düstur söyleyip ve hatta “ Peygamberimiz öyle oruç tutardı, böyle yatardı, böyle yerdi, böyle konuşurdu, şöyle paylaşırdı.” Diyerek kendilerinin asla ve kat’a yapmadıkları yapmayacakları duruşları fakir fukara halka yükleyip, ve inançlarda, hele özellikle İslam inancında ibadetin ve yardımların gizli yapılması şartına rağmen bir şekilde TV lerde Kameralar önünde yalaka ve yağcı yağdanlık medyaya servisler yapılarak sözüm ona İftar çadırları adı altında garibanın yemek muhtaçlığını, açlığını muhtaçlığını deşifre etme kendilerini saraylarında villalarında veya  ( gariban )  malikânelerinde ki sofralarını gizleyerek kuş sütü, can dermanı eksik olmayan zıkkımlıklarını yiyerek ağızlarını burunlarını silip tekrar açlık yoksulluk ve din edebiyatı ile insanların beyinlerini yıkamaktan öteye gitmeyen bir şiar oluşmaktadır.

 

Bu şekilde Allaha ulaşmak , Allah aşkına  ibadet etmek halktan mazlumdan garibandan açlığa şükür etmeyi istemek kendilerini sofralarından da binlerce hatta milyonlarca insanın rüyasında bile  göremeyeceği envai türlü yemekleri yiyerek artıklarını bile birileri nemalansın faydalansın diye ( hayvanlar ) vermeyerek çöpe boca eden bu güruh kalkmış halka insanlara orucu farzlarını, kar ve zararlarını anlatıyor…!

 

Evvela orucun ne olduğuna ne olmadığına bakalım.: 

 

Bir defa Oruç; ‘’AÇ KALMAK’’ değildir. Belirli saatlerde inanç gereği belli kural ve kaidelere göre yemek ve yemekten imtina etmek ama bu imtinadan kastın aç kalmaktan ziyade nefsi köreltmek, yardımlaşma duygularını artırmak, vicdan muhasebesi yapmak,  başka insanların içinde bulundukları yokluk, sefalet ve perişanlığı idrak ederek iki gözün göremeyeceği şekilde yardım ve destek olmak, vicdan muhasebesi ile kendi siliğini kötülüğünü çirkefliğini ıslah ederek tövbe ederek bir daha tekrarlamamaktır.

 

Aç kalarak sağa sola saldırmak, yalan yanlış, sahte söylem anlatımlarda bulunmak, kendisinin bile yapmadığı yapamayacağı tavsiye ve telkinlerde bulunmak değildir.

 

Bunun yerine sükûnetini ve haleti ruhiye sini ıslah ederek, hatalarını yanlışlarını sorgulayarak hatasından yanlışından sarfı nazar edip bir daha yapmamak terbiye etmek, mağdur, sefil halkı kandırmamak, yalan söylememek, çalmamak, midesi ile beraber gözlerinde nefsinde bedeninde açlığı yaşamak ve yapmaktır.

 

Yukarıdaki ahvali yapamayan yapmayan yaşamayan, aç olmasına ( oruç )rağmen aynı çirkef ve pislik içerisinde cebelleşen kişilerin oruç tutmaları sadece ve sadece kendi kendilerine sahtekârca eziyet etmekten başka bir anlam ifade etmez. İbadet bilerek bilinçli olarak ve tamamen ıslah olmak için yapılandır. Yoksa Dost pazarda görsün, TV ler önüne çıkıp ben orucum demekten yalan söylemekten başka hiçbir anlam ifade etmez, Allah’ı kandıramazsınız boşuna yorulmayın.

 

Gerçekten itikaden iyi niyet ve düsturu ile oruçlu olanların Orucu kabul olsun aşk şile….

 
Etiketler: Ramazan, ve, Oruç…,
Yorumlar
Haber Yazılımı