Yazı Detayı
04 Ağustos 2017 - Cuma 09:43
 
Ölülerin Güneşe Gömüldüğü Yer: Göbeklitepe
Tevfik Eroğlu
tevfkerg@gmail.com
 
 

Mezopotamya’nın kadim şehri  Urfa’ da tarih bilimi altüst oluyor adeta insanlık tarihi yeniden yazılıyordu. Urfa’nın 15 kilometre kuzeydoğusunda bulunan Öğrencik(karaharabe) köyünün en üst tepesinde bulunan ve adını taş yatırdan alan Göbeklitepe,  M.Ö. 9.000 ile 10.000 yıları arasında inşa edilen dünyanın ilk tapınağı… Göbeklitepe tamı tamına on iki bin(12000) yaşında evet yanlış duymadınız tam on iki bin yıl önce henüz insanların avcılık ve bitki toplayarak yaşamını sürdürdüğü dönemde Göbeklitepe inşa edilmiş.  bu ne demek biliyor musunuz? Bu Göbeklitepe’nin İngiltere de bulunan Stonehenge’den 7000, Mısır Piramitlerinden 7500 yıl daha yaşlı olduğu demek.

 Şuanda kazı ekibinde olan aynı zamanda göbekli tepenin bulunduğu arazinin sahibi Mahmut bey(sofi Mahmut) insanlık tarihini altüst eden adeta kültür devrimi yaratan göbeklitepenin gün yüzüne çıkarılma hikayesini şöyle anlatıyor: “1986’ da amcam burada tarla sürerken, iki tane heykel bulur. Bu heykelleri alır at arabasıyla 15 kilometre mesafede olan merkeze müze müdürlüğüne götürür, tabi müze müdürü tarihçi yada arkeolog değil(olsaydı Şaşardım.)  anlamıyor. ‘Kireç taşıdır amca sen ne yoruldun bunu getirdin. Bir şey değil geri götür istemiyoruz.’ Der. Amcamda madem bir şey değil bende götürür atarım. Baktılar atacağımı getir demiş içeri atalım depo da kalsın. Amcam teslim edip ayrılıyor.”  Bu arada 1992’de Hilvan’da  Atatürk Barajı suları altında kalan  NEVALİ ÇORİ(Göbeklitepe’ nin boğularak ölen kardeşi) ’de kazı yapan, kazı başkanı  Alman Arkeolog  Prof. Klaus Schmidt(Teşekkürler Klaus amca), Nevali Çoride bulduğu eserleri müzeye teslim ederken müze de bu iki heykeli görür ve nerden geldiğini sorar, müze müdürü bir köylünün getirdiğini söyler ve Klaus bölgeye gider, 1996 da kazı işlemleri başlar.

Kazı işlemleri başlamadan önce Urfa halkı  Göbeklitepede bulunan Yatırlarda kurban keser, şifa dilerdi hatta çocuğu olmayanların oraya gidip çocuk sahibi olduğuna inanılıyordu. Dikkat!!!  Yapılan kazılar sonucunda yatırın yanında bir doğumhane ve taşın üstünde bir kadının doğum sahnesi bulundu(soldaki resim).  Normal doğumlarda baş kısmı gelirken resimde de görüldüğü gibi bu doğumda önce ayak kısmı geliyor. Arkeologlar, astrologlar ve tarihçiler tarafından bunun bir gizem olduğu belirtiliyor, çözülememiş gizem…

The Guardian’ın “Arkeologları Sersemleten Kazı Alanı!” olarak tanımladığı Göbeklitepede, yapıldıktan bin(1000) yıl sonra toprakla üstü kapatılan ve 20 tane olduğu tespit edilen dairesel bicimindeki yapıların 4 tanesinin kazı işlemleri tamamlanıp gün yüzüne çıkarıldı. Bu bize 19 yılda ancak yüzde beşinin çıkarıldığını gösteriyor. Geri kalan 16 tanesinin yerini tesbit etme çalışmaları devam etmektedir. Bu dairesel yapıların ortasında boyları 6 ile 5 metre arasında ve kırk  ton ile  altmış ton ağırlığında  “ T”  seklinde dikili ikiz taşlar bulunuyor ve bu ikiz taşlar antropomorfik(insan biçimli) olduğu yani  insanları simgelediği belirtiliyor.   Kazı başkanı Klaus Amca, bu kanıya bazı taşların üzerinde  kol ve parmak resimlerinin olmasından vardıklarını belirtiyor. “

 Bu “T”  biçimindeki taşlar üzerinde Akrep, tilki,  boğa, yılan, yaban domuzu, aslan, turna, yaban ördeği gibi yabani hayvanların resimlerine rastlanılmış.  Arkeologlar bu hayvan figürlerinin tapınağı ziyaret eden kabilelerin sembolü olarak nitelendiriyor. Ayrıca kazı sırasında çok sayıda toplu hayvan kemiklerine rastlanılmış ve kemiklerin çoğu ceylan kemiği olduğu tespit edilmiş.  Ludwig Maximilian Üniversitesinden Prof. Joris Peters, bulunan hayvan sembol ve kemiklerinin yabani hayvanlara ait olması bize bu insanların avcılık ve toplayıcılıkla yaşamını sürdürdüğünü yani tarım öncesi bir toplumla karşı karşıya olduğumuzu gösterdiğini belirtiyor.

 

   

ABD’de yayın yapan internet sitesi Business Inside’ın, “ölmeden önce görülmesi gereken 30 mekan” sıralamasında ikinci sırada yer alan Göbeklitepede ölülerin güneşe gömüldüğünü belirten kazı ekibi ikinci başkanı Harran Üniversitesinden Yrd. Doç. Dr. Cihat Kürkçüoğlu, ölü gömme geleneğinin daha doğrusu bir mezar geleneğinin Göbeklitepe’de olmadığını, bundan dolayı insan kemiklerine pek rastlanılmadığı, taşların üzerindeki kabartmalarda akbaba gibi yırtıcı hayvanların insanları yediğini belirtiyor. Buda bize Çatalhöyük’te olduğu gibi güneşe gömme gibi bir geleneğin olduğunu gösteriyor. Ayrıca kürkçüoğlu, göğe yükselince bu kuşlar ölülerin ruhlarını da göğe yükseldiklerine inandıklarını ve bu ilginç yöntemin Tibetin bazı bölgelerinde yakın zamana kadar uygulandığını belirtiyor.

  

  Yılda iki defa(Eylül, Ekim ayı) kazı çalışması yapılan Göbeklitepe’de çıkan eserlerin çoğu Şanlıurfa Arkeoloji ve Mozaik Müzesin’de sergileniyor…  on iki bin yıl sonra insanoğluyla tekrar buluşan  Göbeklitepe ve çıkan eserlerle mutlaka tanışın…

Not:  25 sene URFA’da yaşayan  Prof. Dr. Klaus Amca 2014’te kalp krizi sonucu bizlere veda etti. Kendisine Allahtan rahmet diliyorum. Ve  bir gün imkanım olursa heykelini Urfa’ya dikeceğime söz veriyorum… 

 
Etiketler: Ölülerin, Güneşe, Gömüldüğü, Yer:, Göbeklitepe,
Haber Yazılımı