Yazı Detayı
24 Aralık 2017 - Pazar 19:24
 
'Her işin başı sağlık'...
Ercan Akkar
ercanakkar21@hotmail.com
 
 

Hani bir atasözü vardır ya  ‘her işin başı sağlık’ diye, gerçekten de bu böyle… İnsanın vücut sağlığı yerinde olmadığı zaman ne bir iş yapabilir, ne mutlu olabilir, ne de yaşadığı hayattan zevk alabilir. Dolayısıyla her işin başı sağlık…

 

Sağlık hakkı; toplumdaki tüm vatandaşların beden ve ruh sağlığı yerinde bir şekilde hayat sürebilmeleri hakkıdır. Yani tüm insanların, sağlık hizmetlerinden aynı ölçüde yararlanma; fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan sağlıklı bir hayat sürme hakkı bulunur. Bu haklar insanın doğası gereği en doğal ve temel haklarıdır. Sağlık hakkı; uluslararası hukuk belgelerince ve birçok devletin anayasasınca güvence altındadır.

 

Ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 25. maddesinde de şöyle geçer; ‘herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, hastalık, işsizlik, dulluk, sakatlık, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.’ ve ‘Anaların, çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olanlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar’ şeklinde belirtilerek, sağlık hakkı konusu açıklanmıştır.

 

Anayasamızın 56. Maddesinde ise, bu hak  ‘herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ diye geçer.

 

Tüm belgelerde sağlığın bir hak olduğu ve devletin bunu karşılamakla yükümlü bulunduğu ifade ediliyor.

 

Sağlık, dünden bugüne her zaman ülkemizin en önemli sorunlarının başında gelmiş ve gelmeye de devam ediyor. Her iktidar, bu sorunu çözmek için kendince çeşitli politikalar üretmiş ancak, ne hikmetse bir türlü kalıcı çözüm ve sağlıklı bir sistem oturtulamamıştır.

 

Ak Parti’nin 15 yıllık iktidarı döneminde en çok öğündüğü alanların başında sağlık geliyordu. Bu alanda gerçekten de çok önemli adımlar atılırken, son yıllarda gerileme dönemine girilmiş veya yapıldığını sandığımız düzenlemeler, yenilikler bir sisteme oturtulmadığı için kimine göre çökmüş, kimine göre tıkanmış durumdadır. Her ne olursa olsun sonuç itibariyle olan elbette ki vatandaşa oluyor.

 

Geçtiğimiz gün CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu yazılı bir açıklama yaparak, ‘AKP, sağlıkta yükü Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sırtına yıkarken gelirleri hastanelere kanalize ederek sağlığı ticarileştirdi. 2004’ten 2016’ya sağlık harcaması yüzde 293 arttı. Devletin sağlık harcaması yüzde 243’e yükseldi. Ailelerin cebinden hastanelere giden para yüzde 1136 gibi fahiş bir artış gösterdi. SGK’nin harcaması yüzde 383 arttı. Hastanelerin geliri yüzde 426 arttı’ diyerek kendince sağlıktaki tabloyu ortaya koydu.

 

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hakkan Hekimoğlu da, Aile Hekimliği hakkında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hekimoğlu, Aile Hekimliği Sistemi’nin bir türlü oturtulamadığını, gelişmiş ülkelerde bir hekime kayıtlı hasta sayısı 2 bin, 2 bin 500’lerde iken, ülkemizin bazı bölgelerinde bu rakamın 4 binlere kadar çıktığını belirtti ve günümüzde acillere başvuran hasta sayısının yılda 100 milyon kişi dolayında olduğunu söyledi.

 

Pratisyen Hekimlik Derneği Başkanı Dr. Selma Okkaoğlu ise, birinci basamak sağlık sisteminin aile hekimliği ile birlikte eskisinden daha sorunlu hale geldiğini ve sunulan vaatlerin hiçbirinin gerçekleşmediğini öne sürerek, ‘Gelinen noktada herkesin bir aile hekimi yok’ dedi.

 

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatlarında çalışan hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, ebe, diğer sağlık personeli ve yöneticilerden oluşan 21 bin 155 çalışandan 17 bin 101 çalışanın yanıtladığı 148 soru üzerinden ‘Türkiye Sağlık Personeli Memnuniyet Araştırması’ yaptı. Ankete katılanlar, iş yükü fazlalığından-performans sistemine, siyasi tercihlerden-kurumların adaletsizliğine, gereksiz tıbbi işlemlerden-yetersiz tedbirlere kadar hiçbir konuda memnun olmadıklarını ortaya koydu.

 

Tüm bu bilgiler ışında şöyle Diyarbakır’daki bazı hastanelerin durumunu görmek için ufak bir tur attım. Gördüklerim gerçekten vahimdi. Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi’nin acil ve hasta müşahede bölümleri evlere şenlik, sağlam giren hasta çıkar. Hijyen adına hiçbir şey yok. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dicle Üniversitesi’nin de maşallah Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi’nden geri kalan bir tarafları yok.

 

Velhasılıkelam genelde ülkemizin, yerelde Diyarbakır’ın sağlık sorunları çok… Bir elçi olarak buradan, yeniden Diyarbakır Sağlık Müdürlüğü’ne tam yetki ile atanan Mehmet Sait Avar’a duyurulur. Bu konulara el atmalı ve en acil şekilde sorunları çözmeli. Yoksa ikinci dönemi sıkıntılı geçer. Çünkü her işin başı sağlık…

 

 

Sevgiyle kalın.

Hani bir atasözü vardır ya  ‘her işin başı sağlık’ diye, gerçekten de bu böyle… İnsanın vücut sağlığı yerinde olmadığı zaman ne bir iş yapabilir, ne mutlu olabilir, ne de yaşadığı hayattan zevk alabilir. Dolayısıyla her işin başı sağlık…

 

Sağlık hakkı; toplumdaki tüm vatandaşların beden ve ruh sağlığı yerinde bir şekilde hayat sürebilmeleri hakkıdır. Yani tüm insanların, sağlık hizmetlerinden aynı ölçüde yararlanma; fiziksel, ruhsal ve sosyal açıdan sağlıklı bir hayat sürme hakkı bulunur. Bu haklar insanın doğası gereği en doğal ve temel haklarıdır. Sağlık hakkı; uluslararası hukuk belgelerince ve birçok devletin anayasasınca güvence altındadır.

 

Ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesinin 25. maddesinde de şöyle geçer; ‘herkesin kendisinin ve ailesinin sağlık ve refahı için beslenme, giyim, konut ve tıbbi bakım hakkı vardır. Herkes, hastalık, işsizlik, dulluk, sakatlık, yaşlılık ve kendi iradesi dışındaki koşullardan doğan geçim sıkıntısı durumunda güvenlik hakkına sahiptir.’ ve ‘Anaların, çocukların özel bakım ve yardım görme hakları vardır. Bütün çocuklar, evlilik içi veya evlilik dışı doğmuş olanlar, aynı sosyal güvenceden yararlanırlar’ şeklinde belirtilerek, sağlık hakkı konusu açıklanmıştır.

 

Anayasamızın 56. Maddesinde ise, bu hak  ‘herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir’ diye geçer.

 

Tüm belgelerde sağlığın bir hak olduğu ve devletin bunu karşılamakla yükümlü bulunduğu ifade ediliyor.

 

Sağlık, dünden bugüne her zaman ülkemizin en önemli sorunlarının başında gelmiş ve gelmeye de devam ediyor. Her iktidar, bu sorunu çözmek için kendince çeşitli politikalar üretmiş ancak, ne hikmetse bir türlü kalıcı çözüm ve sağlıklı bir sistem oturtulamamıştır.

 

Ak Parti’nin 15 yıllık iktidarı döneminde en çok öğündüğü alanların başında sağlık geliyordu. Bu alanda gerçekten de çok önemli adımlar atılırken, son yıllarda gerileme dönemine girilmiş veya yapıldığını sandığımız düzenlemeler, yenilikler bir sisteme oturtulmadığı için kimine göre çökmüş, kimine göre tıkanmış durumdadır. Her ne olursa olsun sonuç itibariyle olan elbette ki vatandaşa oluyor.

 

Geçtiğimiz gün CHP Ekonomiden Sorumlu Genel Başkan Yardımcısı Aykut Erdoğdu yazılı bir açıklama yaparak, ‘AKP, sağlıkta yükü Sosyal Güvenlik Kurumu’nun (SGK) sırtına yıkarken gelirleri hastanelere kanalize ederek sağlığı ticarileştirdi. 2004’ten 2016’ya sağlık harcaması yüzde 293 arttı. Devletin sağlık harcaması yüzde 243’e yükseldi. Ailelerin cebinden hastanelere giden para yüzde 1136 gibi fahiş bir artış gösterdi. SGK’nin harcaması yüzde 383 arttı. Hastanelerin geliri yüzde 426 arttı’ diyerek kendince sağlıktaki tabloyu ortaya koydu.

 

İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu Üyesi Dr. Hakkan Hekimoğlu da, Aile Hekimliği hakkında çok çarpıcı açıklamalarda bulundu. Hekimoğlu, Aile Hekimliği Sistemi’nin bir türlü oturtulamadığını, gelişmiş ülkelerde bir hekime kayıtlı hasta sayısı 2 bin, 2 bin 500’lerde iken, ülkemizin bazı bölgelerinde bu rakamın 4 binlere kadar çıktığını belirtti ve günümüzde acillere başvuran hasta sayısının yılda 100 milyon kişi dolayında olduğunu söyledi.

 

Pratisyen Hekimlik Derneği Başkanı Dr. Selma Okkaoğlu ise, birinci basamak sağlık sisteminin aile hekimliği ile birlikte eskisinden daha sorunlu hale geldiğini ve sunulan vaatlerin hiçbirinin gerçekleşmediğini öne sürerek, ‘Gelinen noktada herkesin bir aile hekimi yok’ dedi.

 

Sağlık Bakanlığı’na bağlı Sağlık Araştırmaları Genel Müdürlüğü, merkez ve taşra teşkilatlarında çalışan hekim, diş hekimi, eczacı, hemşire, ebe, diğer sağlık personeli ve yöneticilerden oluşan 21 bin 155 çalışandan 17 bin 101 çalışanın yanıtladığı 148 soru üzerinden ‘Türkiye Sağlık Personeli Memnuniyet Araştırması’ yaptı. Ankete katılanlar, iş yükü fazlalığından-performans sistemine, siyasi tercihlerden-kurumların adaletsizliğine, gereksiz tıbbi işlemlerden-yetersiz tedbirlere kadar hiçbir konuda memnun olmadıklarını ortaya koydu.

 

Tüm bu bilgiler ışında şöyle Diyarbakır’daki bazı hastanelerin durumunu görmek için ufak bir tur attım. Gördüklerim gerçekten vahimdi. Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi’nin acil ve hasta müşahede bölümleri evlere şenlik, sağlam giren hasta çıkar. Hijyen adına hiçbir şey yok. Diyarbakır Gazi Yaşargil Eğitim ve Araştırma Hastanesi ile Dicle Üniversitesi’nin de maşallah Selahaddin Eyyübi Devlet Hastanesi’nden geri kalan bir tarafları yok.

 

Velhasılıkelam genelde ülkemizin, yerelde Diyarbakır’ın sağlık sorunları çok… Bir elçi olarak buradan, yeniden Diyarbakır Sağlık Müdürlüğü’ne tam yetki ile atanan Mehmet Sait Avar’a duyurulur. Bu konulara el atmalı ve en acil şekilde sorunları çözmeli. Yoksa ikinci dönemi sıkıntılı geçer. Çünkü her işin başı sağlık…

 

Sevgiyle kalın.

 
Etiketler: 'Her, işin, başı, sağlık'...,
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ekim 2019
Gündem siyasetten, operasyona dönüştü…
07 Ekim 2019
Milliyetçi ve ırkçı söylemler
30 Eylül 2019
Skandallara şaşırdık mı?
23 Eylül 2019
Ekonomik gidişatın siyasete yansımaları…
16 Eylül 2019
Tüm annelerin acısı aynı…
09 Eylül 2019
Erken seçim olasılığı yükseliyor?
02 Eylül 2019
Önümüzdeki günler çok şeye gebe…
26 Ağustos 2019
Alın başınıza çalın adetinizi, törenizi!
19 Ağustos 2019
Komşularla turizmin önemi...
05 Ağustos 2019
Belediyelerde akraba ve yandaş furyası…
30 Temmuz 2019
Ensarlık buraya kadar...
22 Temmuz 2019
Aşırı milliyetçilik ve ırkçılıktan kaçınmalıyız…
15 Temmuz 2019
O sancak Diyarbakır’a getirilmeli…
09 Temmuz 2019
Hadi, gel de 1 dolarla geçin…
01 Temmuz 2019
Kimler serbest kalacak?
24 Haziran 2019
Bir dünya sorun mültecilik…
17 Haziran 2019
Kürt seçmen, kıskaca alındı…
10 Haziran 2019
Eğitim sistemindeki yap-boz devam ediyor…
03 Haziran 2019
Ramazan’da şiddet arttı trafik kazalarına dikkat…
27 Mayıs 2019
Açlık grevleri bitti, Annelerin yüzü güldü…
20 Mayıs 2019
Sevmiyoruz ama oyunu istiyoruz...
13 Mayıs 2019
Neden şaşırıyoruz ki!
06 Mayıs 2019
11 ayın sultanı tövbe için iyi bir fırsat...
29 Nisan 2019
Sur’da eksik ve karmaşa giderilmeli…
22 Nisan 2019
Bu seçim daha çok su kaldırır…
15 Nisan 2019
HDP’li yöneticiler şapkayı önüne koymalı…
08 Nisan 2019
Seçim bitti, tartışma bitmedi…
03 Nisan 2019
Tarihe geçecek bir yerel seçim süreci yaşadık…
25 Mart 2019
Diyarbakır medyasına büyük eser…
18 Mart 2019
Her türlü katliama lanet olsun...
11 Mart 2019
Spora yine siyaset karıştı...
04 Mart 2019
Gençler, geleceği okuma da görmüyor…
25 Şubat 2019
Seçim stratejileri…
18 Şubat 2019
Mağduriyet dönemi bitti. Beka sorunu dönemi başladı…
11 Şubat 2019
Kilo ile alma yerine, taneyle alma dönemi…
04 Şubat 2019
Partiler sınıfta kaldı: Yerel yönetimlerde kadının adı yok…
28 Ocak 2019
2 kutuplu siyaset ve yoksulluğun fotoğrafı …
21 Ocak 2019
Kanser partisindenim…
07 Ocak 2019
Havaalanında eziyet ve 10 yıllık değişim…
16 Aralık 2018
İhmaller zinciri facia getiriyordu...
10 Aralık 2018
İç turizmi ihmal etmemek gerekir…
02 Aralık 2018
Asıl sorumlu biz insan değil miyiz?
25 Kasım 2018
Öğretmenlerimiz çok şey mi istiyor?
18 Kasım 2018
Varsa yoksa seçim...
11 Kasım 2018
Vali Güzeloğlu aday olur mu?
04 Kasım 2018
Kadına yönelik şiddet yine gündemin ilk sırasında…
21 Ekim 2018
Cumhurbaşkanı ErdoğanDiyarbakır’ı istiyor…
15 Ekim 2018
Okul önündeki ‘zehir’ tehlikesi…
01 Ekim 2018
FETÖ’cüler nasıl gizleniyor?
24 Eylül 2018
İki olay ve çelişkiler yumağı…
17 Eylül 2018
Bir yanda açlık, bir yanda israf…
09 Eylül 2018
Zam üstüne zam...
02 Eylül 2018
Doğdukları yerde doyamıyorlar…
27 Ağustos 2018
Diyarbakır'a yakışıyor mu?
13 Ağustos 2018
Şehirlere kıymayın…
06 Ağustos 2018
Van’da dostlarla hasret giderdik…
30 Temmuz 2018
İktidar mı başarılı, muhalefet mi başarısız?
23 Temmuz 2018
Ekonomik gidişatın ‘cinnet’e etkileri…
16 Temmuz 2018
Sivillerin öncülük ettiği, darbemiz de oldu…
08 Temmuz 2018
STK olmanın önemi...
02 Temmuz 2018
Seçim bitti, şimdi sıra vaatlerde…
24 Haziran 2018
Seçmen sandık başına gitti...
18 Haziran 2018
Meydanlardaki sertliğin sonucu mu?
11 Haziran 2018
İttifak Arası HDP Ve Kürt Seçmene Mesajlar…
04 Haziran 2018
STK’lar ve yerel medya yeniden hatırlandı…
28 Mayıs 2018
Listeler ne anlatıyor ve listelere tepkiler…
21 Mayıs 2018
Bu Ramazan’da tadımız-tuzumuz kalmadı…
14 Mayıs 2018
Şu aday adayları bir alem…
06 Mayıs 2018
Seçim Mevsimi...
23 Nisan 2018
Belediyenin yağmurla imtihanı…
16 Nisan 2018
16 – 0’lık zafer, sarhoş etmemeli…
09 Nisan 2018
Belediyeler yaz temizliğine başlamalı…
02 Nisan 2018
Oda seçimlerinde yarış kızışıyor…
25 Mart 2018
Sizce de teyzemiz haklı değil mi?
19 Mart 2018
Erdoğan’dan sürpriz çıkış yok
11 Mart 2018
Kentlerin imajı sanıldığı gibi mi?
05 Mart 2018
Hedef 1 milyon turist…
25 Şubat 2018
İyi ve kötü yönetenler…
19 Şubat 2018
Göç gerçeğimiz…
12 Şubat 2018
Hani, nerede yerellik?
05 Şubat 2018
Muhalefet toparlanabilir mi?
29 Ocak 2018
Güç birliği şart oldu…
22 Ocak 2018
Savaş ve sonuçları…
15 Ocak 2018
Skandallar zinciri sürüyor...
08 Ocak 2018
Skandallar zinciri...
31 Aralık 2017
Gelen gideni aratmasın...
18 Aralık 2017
Güzel ahlakla toplumsal destek şart…
05 Aralık 2017
Gençlerin üçte biri hiç bir şey yapmıyor…
27 Kasım 2017
Hangi konuda karnemiz iyi ki...
20 Kasım 2017
Yerel Yönetimlerde Kayyım ve İstifalar…
13 Kasım 2017
Erken seçim olasılığı çok az…
06 Kasım 2017
Vatandaşın enflasyonu farklı…
30 Ekim 2017
Yol kapatma eziyete dönüştürülmemeli...
22 Ekim 2017
Yerel Basın Zor durumda...
15 Ekim 2017
Bilim yuvasını ne hale getirmişler...
09 Ekim 2017
Küçük bedenler sömürülüyor…
02 Ekim 2017
Taziye evlerine düzenleme yapılmalı…
25 Eylül 2017
Seçim neden ertelendi?
18 Eylül 2017
Neden mi mutsuzuz?
11 Eylül 2017
Keşke Sur böyle rekor kırmasaydı…
28 Ağustos 2017
Futbolda aynı sahneler…
21 Ağustos 2017
Nüfusu 2 bin 500’ün altında olan yerlere destek yok mu?
14 Ağustos 2017
Ak Parti ve Kayyumlar…
07 Ağustos 2017
CMP sonuçları şeffaf bir şekilde açıklanmalı…
31 Temmuz 2017
2019’a doğru…
24 Temmuz 2017
Bu sorunları çözen kahraman olur
17 Temmuz 2017
Darbeler Ülkesi…
10 Temmuz 2017
İhracın arkasında ne var?
03 Temmuz 2017
KDP, HDP’ye rakip olabilecek mi?
19 Haziran 2017
Verilen mesajlar net…
12 Haziran 2017
Şehirlerin özellik ve değerlerine sahip çıkalım…
05 Haziran 2017
Ucubelerin yapımı durdurulmalı…
29 Mayıs 2017
Gördüklerim acı verdi…
22 Mayıs 2017
Göç ve Sonuçları…
15 Mayıs 2017
Suriyeliler’den rahatsızlık artıyor…
09 Mayıs 2017
Turizm dibe vurdu, kurtulur mu?
01 Mayıs 2017
1 Mayıs’da İşçinin-Emekçinin Durumu
24 Nisan 2017
Hesaplaşma zamanı geldi mi?
17 Nisan 2017
Halk kararını verdi…
10 Nisan 2017
Son viraja girildi…
04 Nisan 2017
Erdoğan’ın ziyareti ve FETÖ iddianamesi…
27 Mart 2017
İki olay ve çelişkiler yumağı…
20 Mart 2017
On gözlü köprü kurtuldu, ya Sur…
Haber Yazılımı