Yazı Detayı
02 Aralık 2017 - Cumartesi 10:20
 
Bir Halk Edebiyatı ürünü olarak Leyla ile Mecnun Hikâyesinin psikoanalitik tahlili
İbrahim Halil Kaplan
ibrahimhalilkaplan619@gmail.com
 
 

Halk ürünü eserlerin psikoanalitik tahlilleri her zaman için ilham verici olmuştur. Ilk görüşte sade birer yaşayış örnekleri olarak görülmelerine karşılık incelendiğinde aslında hiçte öyle olmadıkları,  birtakım fikirleri, dürtüleri yansıttıkları görülmektedir. Bunlar bilinçaltı dediğimiz bastırılmış duygular ya da insanların çekindikleri ama ima ettikleri davranışları hatta o topluma egemen olan düşünce yapılarıdır. Asıl ilgimizi celb eden nokta halkın bunu nasıl becerdiğidir. Yani psikoanalizi doğurduğudur. Bu tabi onların marifeti olmamakla birlikte bilinçaltı kavramının gücünü de bizlere göstermektedir. Yoksa hiçbir şeyden habersiz avamın böyle külli bilgiler taşıması değildir.

 

 Mecnun karakteri tipik bir doğulu insanıdır. Sıradan halkı temsil eder. Leyla ile tanışmadan önce de çöldedir aslında. Delidir, divanedir. Yani hoyrat bir delikanlıdır. Tabi, burda çöl imgesi çok önemli noktaları arz etmektedir. Batılı müsteşrikler için her ne kadar egzotizmin bir simgesi olarak görülse de doğu insanı için yaşam sitilidir. Sınırlıdır, zordur ve çoğu zaman yokluğu  sembolize eder. Her türlü anlamda bir yokluktan bahsediyoruz. Maddi, manevi, cinsel açıdan vs. Mecnun böyle bir halet-i ruhiye içindedir işte. Ama onu özellikle zorlayan cinsel açıdan yaşadığı buhranlardır.

 

 Leyla mecnunu amacına ulaştıracak araçtır. Kadından daha ziyade bir yöntemdir. Bu mastürbasyon da olabilir, tek gecelik ilişki de olabilir veyahut diğer tatmin yolları da olabilir. Ama leyla mecnunun arzusudur ve onu tatmin etmek zorundadır. Mecnun için bunun yolu ona sahip olmaktan geçer. Bahsedilen birliktelik de işte budur. Mecnun leyla ile evlenmek ister. Yani kendi arzularına sahip çıkmak ister. Hatta bunu leylaa diye haykırarak avazı çıktığı kadar bağırmak suretiyle yapmayı dener. Ama bu o kadar da basit değildir. Zira karşısında toplum, din, ananeler gibi engeller vardır. Ve bunlar aşılması gereken basamaklardır. Mecnun daha ilk adımda pes etmeyi seçecektir maalesef!

 

 Bu tür halk ürünü anlatılarında cinsiyet ayrımı üzerinde durulması gereken ikinci mühim muhtevayı oluşturmaktadır. İster leyla yahut mecnun olsun arzusunu tatmin etmenin peşinde koşan birey daha çözülmemiş Doğu toplumunda elbette farklı izlenimler uyandıracaktır. Bu kadın olsa toplumun vereceği tepki daha şiddetli olur. Hatta sonu ölümcül felaketlerle bitebilir. Ama aynı etki erkekler için daha yüzeysel kalabilir. Nitekim bu anlatıda da ondan dolayıdır ki erkek ekseninde olaylar günyüzüne çıkar. Tabi, olayı birde kadın yazarlar tarafından dinleyebilseydik, bu baskıcı zihniyete rağmen kadınların kendi arzularının peşinde cesurca yürümelerine şahitlik edebilirdik. Ne yazık ki günümüz dünyasında bile bu cesurca adımlar çok seyrek atılabilmektedir. Asıl soruları bundan sonra sormakta fayda vardır: Acaba bu baskı kadınların bilinçaltılarını da mı etkiliyor, kadınlarda bir tür bilinçaltı kontrol mekanizması mı gelişti, ya da bir şekilde kendilerini tatmin etme yollarını mı buldular? Sanırım tüm bu soruların cevaplarını toplumdaki kadınlar üzerinde bir araştırma yapacak olan psikologlar, edebiyatçılar, cinsiyetçiler, ve kadınların kendileri verecektir. Bu şekilde bir bulanık durumun aydınlatılması da sağlanılabilir.

 

 Hikayenin üçüncü mühim noktasını hiç şüphesiz ki beşeri aşktan ilahi aşka geçiş adımı oluşturur. Bu tamamiyle yanlış bir hipotezdir. Beşeri arzularını tatmin etmeyip ilahi arzulara yönelmek mantıkdışıdır hem Maslow'a göre hem de Fruid'e göre. Zaten Mecnun yaptığı da budur: Çöllere düşmek. Yani sürekli Leylasının(arzularının) peşine düşmek. Mümkün olabilir ikinci bir seçenekte mevcuttur tabi. Mecnun arzularının peşini bırakıp onları bastırabilirdi. Işte bu noktada o meczup olmaktan öte ahalinin gözünde şeyh, derviş olarak tahayyül edilebilirdi. Yine de bastırılan duygularının açığa çıkmasının önüne geçemezdi. Daha hükümranlığı başlamadan biterdi. Toplumun zaten büyük bir kesimini temsil etmektedir bu hususta. Çok az kimse beşeri arzularını tatmin etmeden ilahi arzuların peşinde koşmaktadır. Peki Mecnun nasıl ilahi aşka ulaşabilirdi? Çok basit. Leylasına kavuşmak. Leyla onu götüreceği durağa eriştirebilirdi. Tabi Mecnun'un böyle bir seyahat yapmak gibi amacı var idiyse...

 
Etiketler: Bir, Halk, Edebiyatı, ürünü, olarak, Leyla, ile, Mecnun, Hikâyesinin, psikoanalitik, tahlili,
Haber Yazılımı